Edirne Kamulaştırma Davaları: Acele Kamulaştırma, Kamulaştırmasız El Atma ve Kamulaştırma Bedelinin Tespiti
Kamulaştırma; devlet veya diğer kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği hâllerde özel mülkiyette bulunan bir taşınmazın tamamını veya bir kısmını kanunda öngörülen esas ve usullere uygun şekilde edinmesine imkân sağlayan hukuki bir süreçtir.
Kamulaştırma işlemleri arsa, tarla, bağ, bahçe, konut, işyeri ve diğer taşınmazların mülkiyet hakkına doğrudan müdahale ettiğinden, taşınmaz malikinin yalnızca idare tarafından teklif edilen veya mahkemece belirlenen bedele değil; kamulaştırma işleminin hukuka uygunluğuna, taşınmazın gerçek niteliğine, kullanılan değerleme yöntemine, emsal taşınmazlara, taşınmaz üzerindeki yapı ve ekonomik değer taşıyan unsurlara ve kısmi kamulaştırma hâlinde geride kalan bölümde meydana gelebilecek değer kaybına da dikkat etmesi gerekir.
Anayasa’nın 46. maddesine göre devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hâllerde özel mülkiyette bulunan taşınmazların tamamını veya bir kısmını gerçek karşılıklarını kural olarak peşin ödemek şartıyla kamulaştırabilir. Kamulaştırmaya ilişkin temel kanuni düzenleme ise 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunudur.
Bu nedenle bir kamulaştırma uyuşmazlığında yalnızca “Taşınmazımın metrekaresi kaç TL?” sorusunun cevaplanması çoğu zaman yeterli değildir. Kamulaştırma kararından tebligata, idarenin teklif ettiği bedelden bilirkişi hesabına, taşınmazın arsa veya arazi niteliğinden üzerindeki yapı ve ağaçlara, kısmi kamulaştırmada geriye kalan bölümün durumundan irtifak nedeniyle oluşabilecek değer kaybına kadar pek çok hususun birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Kamulaştırma Süreci Nasıl İşler?
Kamulaştırma süreci genel olarak idarenin ihtiyaç duyduğu taşınmazı belirlemesi ve gerekli idari işlemleri gerçekleştirmesiyle başlar.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 8. maddesine göre tapuda kayıtlı taşınmazlar hakkında öncelikle satın alma usulünün uygulanması esastır. İdare, Kanun’da öngörülen esaslara göre tahmini bir bedel belirleyerek malik ile pazarlıkla satın alma veya trampa konusunda görüşme gerçekleştirebilir.
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus, idarenin satın alma aşamasında belirlediği tahmini bedelin kendiliğinden kesin kamulaştırma bedeli niteliğinde olmamasıdır.
Taraflar arasında anlaşma sağlanamaması veya gerekli işlemlerin tamamlanamaması hâlinde idare tarafından kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili davası açılması gündeme gelir.
Dolayısıyla taşınmaz malikinin idareden gelen teklif veya tebligat karşısında yalnızca kendisine sunulan rakama odaklanması yerine, taşınmazının gerçek hukuki ve fiilî özelliklerinin değerlemeye doğru yansıtılıp yansıtılmadığını incelemesi önem taşır.
Kamulaştırma Bedel Tespit ve Tescil Davası Nedir?
İdare ile taşınmaz maliki arasında satın alma aşamasında anlaşma sağlanamazsa, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesi kapsamında taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili amacıyla dava açılır. Burada önemli bir ayrım bulunmaktadır: Kamulaştırma bedel tespit ve tescil davasını kural olarak taşınmaz maliki değil, kamulaştırmayı gerçekleştiren idare açmaktadır.
Tarafların bedel konusunda anlaşamaması hâlinde mahkeme tarafından taşınmaz üzerinde keşif gerçekleştirilir ve bilirkişi kurulundan rapor alınır.Ancak bilirkişi tarafından bir bedel belirlenmiş olması, bu bedelin mutlaka taşınmazın gerçek kamulaştırma bedelini yansıttığı anlamına gelmez.
Bilirkişi raporunda kullanılan değerleme yönteminin, emsallerin, tarımsal verilerin, kapitalizasyon oranının, taşınmazın arsa veya arazi niteliğinin, imar durumunun, yapıların ve diğer değer unsurlarının somut dosya bakımından ayrı ayrı incelenmesi gerekebilir.
Kamulaştırma bedel tespit ve tescil davalarını ayrıca yayımlayacağımız “Kamulaştırma Bedel Tespit ve Tescil Davası Nedir? Kamulaştırma Bedeli Nasıl Hesaplanır?” başlıklı makalemizde ayrıntılı olarak ele alacağız.
Kamulaştırma Bedeli Nasıl Belirlenir?
Kamulaştırma uyuşmazlıklarının en önemli konularından biri, taşınmaz için ödenecek gerçek kamulaştırma bedelinin nasıl belirleneceğidir.
Her taşınmaz bakımından aynı hesaplama yönteminin uygulanması mümkün değildir.
Kamulaştırılan taşınmazın tarla (arazi) mı yoksa arsa mı olduğu, üzerinde yapı bulunup bulunmadığı ve ekonomik/ticari değer taşıyan ağaç, ürün veya bitki örtüsünün mevcut olup olmadığı, kamulaştırma bedelinin tespitinde önem taşıyan temel unsurlardandır.
Nitekim 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11. maddesinde bilirkişi kurulunun taşınmazın cins ve nevini, yüzölçümünü, değerini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini incelemesi öngörülmektedir. Arazi, arsa ve yapılar için de farklı değerleme esasları bulunmaktadır.
Bu nedenle taşınmazın hukuki ve fiilî niteliğinin doğru belirlenmesi, uygulanacak değerleme yöntemini ve sonuçta ortaya çıkacak kamulaştırma bedelini doğrudan etkileyebilir.
Tarla ve Arazilerde Kamulaştırma Bedeli Nasıl Hesaplanır?
Arazi niteliğindeki taşınmazlarda temel değerleme yöntemi, taşınmazın mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelir üzerinden yapılan değerlendirmedir.
Bu hesaplamada özellikle;
- taşınmazda yetiştirilebilen ürünler ve münavebe sistemi,
- ürünlerin verim miktarları ve fiyatları,
- üretim giderleri,
- kapitalizasyon oranı,
- taşınmazın konumu ve fiilî kullanım özellikleri,
- ekonomik değer taşıyan ağaç ve bitki örtüsü
gibi unsurlar önem kazanabilir.
Özellikle bağ, meyve bahçesi veya kapama bahçe niteliğindeki taşınmazlarda mevcut ağaçların ve taşınmazın gelir kapasitesinin doğru değerlendirilmesi, ortaya çıkacak bedel bakımından önemlidir.
Yargıtay kapama bahçelerde ne diyor?
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin E.2025/1916, K.2025/12504, 08.10.2025 tarihli kararında, kapama fıstık bahçesi niteliğindeki bir taşınmaz bakımından 2942 sayılı Kanun’un 11/1-f maddesi uyarınca gelir metoduyla değerleme yapılması yöntem itibarıyla uygun bulunmuştur. Aynı kararda net gelir yöntemiyle belirlenen metrekare birim fiyatına uygun objektif değer artış oranının uygulanması da değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla tarımsal bir taşınmazın bedeli belirlenirken yalnızca yüzölçümüne bakılması yeterli değildir. Taşınmazın fiilen nasıl kullanıldığı ve ekonomik gelir kapasitesi de değerlendirmede önem taşıyabilir.
Arsalarda Kamulaştırma Bedeli Nasıl Belirlenir?
Arsa niteliğindeki taşınmazlarda ise farklı bir yöntem uygulanır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11. maddesine göre arsalarda kamulaştırma gününden önce gerçekleşmiş, özel amacı bulunmayan emsal satışlara göre satış değeri esas alınır.Ancak herhangi bir taşınmaz satışının emsal gösterilmesi yeterli değildir.Emsal taşınmaz ile kamulaştırılan taşınmazın; konumu, yüzölçümü, imar durumu, yapılaşma koşulları, ulaşım imkânları ve diğer değer unsurları bakımından karşılaştırılması gerekir.
Bu nedenle özellikle Edirne’deki arsa kamulaştırmalarında, bilirkişi raporunda kullanılan emsal satışların gerçekten karşılaştırılabilir olup olmadığının incelenmesi önemlidir.
Taşınmazın Üzerinde Ev, İşyeri veya Başka Bir Yapı Varsa Ne Olur?
Kamulaştırılan taşınmaz üzerinde yapı bulunması da bedel hesabında ayrıca değerlendirilir.
2942 sayılı Kanun’un 11. maddesinde yapılarda resmî birim fiyatları, yapı maliyet hesapları ve yıpranma payının dikkate alınması öngörülmektedir. Dolayısıyla üzerinde ev, işyeri, depo veya başka bir yapı bulunan taşınmazın değerlendirilmesinde yalnızca arsanın veya arazinin çıplak değerine bakılması yeterli olmayabilir.
Ağaçlar ve Bitki Örtüsü Kamulaştırma Bedelini Etkiler mi?
Özellikle tarım arazilerinde ekonomik değer taşıyan meyve ağaçları, bağ, bahçe ve diğer bitkisel üretim unsurları, taşınmazın gelir kapasitesinin ve değerinin belirlenmesinde önem taşıyabilir.
Ancak burada her somut taşınmazın niteliğinin ayrı değerlendirilmesi gerekir. Ağaçların türü, yaşı, verim durumu, taşınmazın kapama bahçe niteliğinde bulunup bulunmadığı ve tarımsal gelir üzerindeki etkisi gibi hususlar bedel hesabının yöntemini ve sonucunu etkileyebilir.
Bu nedenle kamulaştırma bedelinin tespiti yalnızca; “kamulaştırılan metrekare × bölgedeki ortalama metrekare fiyatı” şeklinde basit bir hesaplama değildir.
Bilirkişi Raporunda Hangi Hususlar Kontrol Edilmelidir?
Kamulaştırma bedel tespit davalarında bilirkişi raporu, yargılamanın en önemli aşamalarından biridir.
Ancak rapora karşı yalnızca “bedel düşüktür” şeklinde itiraz edilmesi yerine, değerlemenin hangi noktalarının hatalı olduğunun somutlaştırılması önemlidir.
Örneğin;
taşınmazın arsa veya arazi niteliğinin yanlış belirlenmesi, uygun olmayan emsal kullanılması, tarımsal verilerin hatalı alınması, kapitalizasyon oranı, taşınmaz üzerindeki yapıların değerlendirilmemesi, kısmi kamulaştırmanın geriye kalan bölüme etkisinin hesaplanmaması veya irtifak nedeniyle oluşan değer kaybının yeterince dikkate alınmaması bilirkişi raporunun değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Yargıtay tarımsal verilerin denetlenmesini arıyor
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin E.2025/1201, K.2025/12503, 08.10.2025 tarihli kararında, değerlemede esas alınan İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin getirtilmesi ve bilirkişi raporunun bu veriler üzerinden denetlenmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmede bulunulmuştur. Bu içtihat, özellikle tarla, bağ ve bahçe kamulaştırmalarında bilirkişi raporundaki tarımsal verilerin kaynağının ve doğruluğunun önemini göstermektedir.
Kısmi Kamulaştırmada Geriye Kalan Taşınmazın Değeri
Kamulaştırma her zaman taşınmazın tamamını kapsamaz.
Örneğin bir tarlanın belirli bir bölümünden doğal gaz veya petrol boru hattı, yol ya da enerji nakil hattı geçirilmesi, taşınmazın yalnızca belirli bölümünün kamulaştırılması veya taşınmaz üzerinde irtifak hakkı kurulması söz konusu olabilir.
Böyle bir durumda yalnızca kamulaştırılan bölümün yüzölçümünün değerlendirilmesi her zaman yeterli değildir.
2942 sayılı Kanun’un 12. maddesi kapsamında, kamulaştırma dışında kalan bölümün değerinde kamulaştırma nedeniyle azalma meydana gelmişse bu değer kaybının da bedel hesabında dikkate alınması mümkündür.
Örneğin bir tarım arazisinin ortasından geçen hat nedeniyle taşınmazın ikiye bölünmesi, ulaşım veya tarımsal kullanımının güçleşmesi gibi somut etkilerin bulunması hâlinde, geriye kalan bölümün durumu ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu husus özellikle petrol ve doğal gaz boru hatları ile enerji nakil hatlarının geçtiği taşınmazlar bakımından önem taşıyabilir.
Acele Kamulaştırma Nedir?
Acele kamulaştırma, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesinde düzenlenen istisnai bir kamulaştırma usulüdür.
Bu yöntemde Kanun’da belirtilen şartların bulunması hâlinde, kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması beklenmeden taşınmaza el konulabilmesi mümkündür.
Mahkeme tarafından Kanun’da öngörülen şekilde taşınmazın değeri tespit edilir; belirlenen bedelin malik adına yatırılması suretiyle idarenin taşınmaza el koyması mümkün olabilir.
Ancak önemli bir nokta bulunmaktadır:
Acele el koyma kararı, olağan kamulaştırma sürecinin tamamlandığı veya mülkiyetin kendiliğinden kesin olarak idareye geçtiği anlamına gelmez.
Danıştay acele kamulaştırmayı istisnai bir yöntem olarak kabul ediyor
Danıştay 6. Dairesinin E.2020/4309, K.2021/8720, 23.06.2021 tarihli kararında, acele kamulaştırmanın istisnai bir yöntem olduğu ve olağan kamulaştırma gerekçelerinin yanında aceleliğin varlığını ortaya koyan şartların bulunması gerektiği vurgulanmıştır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E.2024/1020, K.2024/1339, 10.06.2024 tarihli kararında da acele kamulaştırma olağanüstü nitelikte bir kamulaştırma usulü olarak ele alınmıştır.
Anayasa Mahkemesi acele kamulaştırma konusunda ne diyor?
Anayasa Mahkemesinin E.2024/79, K.2024/182, 05.11.2024 tarihli kararında, acele kamulaştırma usulünün olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri ortadan kaldırmadığı; esasen bu işlemler tamamlanmadan önce idareye taşınmaza el koyabilme imkânı tanıdığı belirtilmiştir.
Dolayısıyla acele kamulaştırma kararı bulunan bir taşınmaz bakımından yalnızca ilk belirlenen bedelin değil, daha sonraki kamulaştırma sürecinin de takip edilmesi gerekir.
Acele kamulaştırmanın şartlarını ve başvuru yollarını ayrıca yayımlayacağımız “Acele Kamulaştırma Nedir? Acele Kamulaştırma Kararına Karşı Ne Yapılabilir?” başlıklı makalemizde ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
5 Eylül 2026 Tarihli TPAO Trakya Acele Kamulaştırma Kararı
Edirne ve Trakya’daki taşınmaz malikleri bakımından güncel önem taşıyan gelişmelerden biri 5 Eylül 2026 tarihli ve 33361 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11738 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıdır.
Karar, Trakya Petrol ve Doğal Gaz Arama ve Üretim Projesi kapsamında petrol ve doğal gaz arama ve üretim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan bazı taşınmazların Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından acele kamulaştırılmasını öngörmektedir.
Karar kapsamında ruhsat alanlarında;
lokasyon alanı ve yolu, petrol ve doğal gaz boru hattı, enerji nakil hattı, üretim kampları, idari kampüs alanları ve depolama tesislerinin yapımı amacıyla ihtiyaç duyulan taşınmazların mülkiyet şeklinde veya daimi/geçici irtifak hakkı kurulması suretiyle acele kamulaştırılması söz konusudur.
Tarafımızca incelenen Resmî Gazete ekindeki haritada da proje kapsamındaki ruhsat alanlarının Trakya genelindeki dağılımı gösterilmektedir.
Bu nedenle özellikle Edirne ve Trakya bölgesinde proje alanından etkilenen taşınmaz sahiplerinin, kendi taşınmazlarının kamulaştırma veya irtifak işlemlerinden etkilenip etkilenmediğini ve yapılacak işlemin kapsamını incelemeleri önem taşımaktadır.
TPAO Acele Kamulaştırma Kapsamında Taşınmazı Bulunan Malikler Ne Yapabilir?
Taşınmazın acele kamulaştırma kapsamına alınmış olması, malikin ilk aşamada belirlenen veya kendisine bildirilen bedeli herhangi bir inceleme yapmadan kabul etmek zorunda olduğu anlamına gelmez.
Özellikle Edirne’deki tarla, bağ ve tarım arazileri bakımından taşınmazın gerçek niteliğinin belirlenmesi önemlidir.
Taşınmaz arazi niteliğindeyse net gelir yöntemi ve tarımsal veriler; arsa niteliğindeyse emsal satışlar; üzerinde yapı bulunuyorsa yapı maliyeti ve yıpranma unsurları; ekonomik değer taşıyan ağaç ve bitki örtüsü mevcutsa bunların taşınmazın gelir ve değerine etkisi somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Ayrıca petrol veya doğal gaz boru hattı ya da enerji nakil hattı nedeniyle taşınmaz üzerinde daimi veya geçici irtifak hakkı kurulacaksa, bu hakkın taşınmazın bütününde meydana getireceği değer kaybının da incelenmesi gerekir. Kanun, irtifak kamulaştırmasında taşınmaz veya kaynakta meydana gelen kıymet düşüklüğünün gerekçeleriyle belirlenmesini öngörmektedir.
Kamulaştırmasız El Atma Nedir?
Kamulaştırmasız el atma, idarenin özel mülkiyette bulunan bir taşınmaza usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi gerçekleştirmeden veya kamulaştırma sürecini tamamlamadan fiilen müdahale etmesi hâlinde gündeme gelebilir.
Örneğin özel mülkiyette bulunan taşınmazın bir bölümünün yola dönüştürülmesi, kamu tesisi yapılması veya kalıcı biçimde kamu hizmetine tahsis edilmesi somut olayın özelliklerine göre kamulaştırmasız el atma uyuşmazlığı oluşturabilir.
Malik, somut olayın niteliğine göre müdahalenin önlenmesi veya taşınmazın mülkiyetinin devri karşılığında bedelinin tahsil edilmesi yönündeki hukuki yolları değerlendirebilir.
Yargıtay’ın kamulaştırmasız el atmaya yaklaşımı
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin E.2023/1256, K.2023/8475, 05.10.2023 tarihli kararında, usulüne uygun kamulaştırma yapılmadan taşınmazı yola dönüştürülen malikin esasen müdahalenin önlenmesini isteyebileceği; ancak fiilî duruma razı olması hâlinde mülkiyetinin devri karşılığında taşınmaz bedelini talep edebileceğine ilişkin yerleşik ilkeye yer verilmiştir.
Kamulaştırmasız el atma davalarını ayrıca yayımlayacağımız “Kamulaştırmasız El Atma Davası Nedir? Taşınmaz Bedeli Nasıl Talep Edilir?” başlıklı makalemizde ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
Acele Kamulaştırmadan Sonra Bedel Tespit ve Tescil Davası Açılmazsa Ne Olur?
Acele kamulaştırma dosyalarında önemli uyuşmazlıklardan biri, acele el koyma işleminden sonra idarenin kamulaştırma sürecini tamamlamamasıdır.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin E.2023/10883, K.2024/2044, 22.02.2024 tarihli kararında, acele el koyma kararından sonra altı aylık makul süre içerisinde bedel tespit ve tescil davası açılmaması hâlinde taşınmaz malikinin kamulaştırmasız el atma davası açma hakkının doğabileceği kabul edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin E.2024/79, K.2024/182, 05.11.2024 tarihli kararında da bedel tespit ve tescil sürecinin tamamlanmaması hâlinde, daha önce mahkeme kararına dayanılarak gerçekleştirilen el koymanın hukuki dayanağının ortadan kalkabileceği ve sonraki el koymanın hukuka ve Anayasa’ya aykırı bir el atma hâline dönüşebileceği belirtilmiştir.
Bu nedenle acele kamulaştırmada “bedelim bankaya yatırıldı, süreç bitti” şeklinde düşünülmemeli; devamındaki bedel tespit ve tescil sürecinin de takip edilmesi gerekir.
Kamulaştırma ve Kamulaştırmasız El Atma Davaları Aynı Anda Bulunabilir mi?
Bazı durumlarda taşınmaz hakkında kamulaştırmasız el atma davası devam ederken idare tarafından ayrıca kamulaştırma bedel tespit ve tescil davası açılabilir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin E.2024/11061, K.2025/6679, 30.04.2025 tarihli kararında, böyle bir durumda bedel tespit ve tescil davasının esas alınması ve kamulaştırmasız el atma davasında bu davanın sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği yönünde değerlendirmede bulunulmuştur.
Bu nedenle aynı taşınmaz hakkında daha önce açılmış dava veya yürütülmüş kamulaştırma işlemlerinin bulunup bulunmadığı da mutlaka kontrol edilmelidir.
Kamulaştırma Tebligatı Geldiğinde Ne Yapılmalıdır?
Kamulaştırma veya acele kamulaştırma konusunda bir tebligat alan taşınmaz malikinin öncelikle belgenin hangi işlem veya davaya ilişkin olduğunu tespit etmesi gerekir.
Çünkü kamulaştırma hukukunda bazı hukuki yollar kısa sürelerle bağlantılıdır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 14. maddesi kapsamında, 10. madde uyarınca yapılan tebligattan itibaren kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda açılabilecek iptal davası bakımından 30 günlük süre öngörülmektedir.
Bu nedenle kamulaştırmaya ilişkin bir tebligat alındığında belgenin bekletilmeden incelenmesi önem taşır.
Somut dosyada özellikle;
tapu kaydı, kadastro bilgileri, kamulaştırma planı, imar durumu, taşınmazın fiilî kullanım şekli, arsa veya arazi niteliği, taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaçlar, idarenin teklif ettiği bedel, acele el koyma bedeli, bilirkişi raporu ve kullanılan emsallerin birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
Kamulaştırma Bedeli Düşük Belirlendiyse Ne Yapılabilir?
Taşınmaz malikinin kamulaştırma bedelini düşük bulması tek başına bedelin hatalı olduğu anlamına gelmediği gibi, bilirkişi tarafından belirlenen rakam da kendiliğinden tartışmasız doğru kabul edilmemelidir.
Burada önemli olan, bedelin hangi yöntem ve veriler kullanılarak hesaplandığının incelenmesidir.
Örneğin;
taşınmaz tarla olmasına rağmen tarımsal gelir verileri yanlış alınmış olabilir; kapama bahçe niteliği veya ekonomik değer taşıyan ağaçlar gereği gibi değerlendirilmemiş olabilir; arsa bakımından kullanılan emsaller karşılaştırılabilir nitelikte olmayabilir; yapıların değeri eksik hesaplanmış olabilir; kısmi kamulaştırmada geriye kalan bölümde oluşan değer kaybı göz ardı edilmiş olabilir veya irtifak hakkının taşınmazın bütünündeki değer düşürücü etkisi yeterince değerlendirilmemiş olabilir.
Nitekim Yargıtay içtihatları da bilirkişi değerlemesinin somut, denetlenebilir ve taşınmazın gerçek özelliklerine uygun verilere dayanması gerektiğini göstermektedir.
Bu nedenle özellikle yüksek yüzölçümlü tarım arazileri, arsalar, yapı bulunan taşınmazlar ve petrol/doğal gaz veya enerji hatlarının geçtiği taşınmazlarda bilirkişi raporunun ayrıntılı olarak incelenmesi önem taşımaktadır.
Edirne ve Trakya’da Kamulaştırma Davalarının Hukuki Takibi
Kamulaştırma uyuşmazlıkları yalnızca taşınmazın metrekare değerinin belirlenmesinden ibaret değildir.
Kamu yararı kararı, kamulaştırma işleminin hukuka uygunluğu, satın alma süreci, tebligat, bedel tespit ve tescil davası, acele kamulaştırma, bilirkişi raporu, taşınmazın arsa veya arazi niteliği, tarımsal gelir hesabı, yapı ve ağaçların değeri, kısmi kamulaştırma, irtifak hakkı ve kamulaştırmasız el atma gibi birçok konu birbiriyle bağlantılı şekilde değerlendirilmelidir.
Çömlekçi Hukuk olarak Edirne başta olmak üzere Trakya bölgesinde;
kamulaştırma bedel tespit ve tescil davaları, acele kamulaştırma işlemleri, kamulaştırmasız el atma davaları, kamulaştırma bedelinin değerlendirilmesi, bilirkişi raporlarının incelenmesi ve raporlara itiraz, kısmi kamulaştırma, daimi veya geçici irtifak hakkı nedeniyle meydana gelen değer kayıpları ve kamulaştırma işlemlerinden kaynaklanan diğer uyuşmazlıklar kapsamında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktayız.
Özellikle 5 Eylül 2026 tarihli ve 33361 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11738 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında Trakya Petrol ve Doğal Gaz Arama ve Üretim Projesinden etkilenen taşınmazlar bakımından; taşınmazın proje ve kamulaştırma kapsamında bulunup bulunmadığı, kamulaştırılacak alanın kapsamı, mülkiyet veya irtifak hakkı tesisinin niteliği, belirlenen bedelin taşınmazın gerçek özelliklerini yansıtıp yansıtmadığı ve devam eden hukuki süreç somut olay özelinde değerlendirilebilir.
TPAO, Karayolları, DSİ, TEİAŞ, belediye veya başka bir kamu kurumundan kamulaştırma ya da acele kamulaştırmaya ilişkin tebligat aldıysanız, hak kaybı yaşanmaması bakımından tebligatın içeriğinin ve varsa dava veya başvuru sürelerinin gecikmeksizin incelenmesi önem taşımaktadır.
Her kamulaştırma dosyası; taşınmazın niteliğine, kamulaştırmayı yapan idareye, işlemin tarihine, tebligata, kamulaştırılan alana ve somut olayın diğer özelliklerine göre farklılık gösterebilir.
Bu Konulardaki Ayrıntılı Yazılarımız
Kamulaştırma hukukunun her bir alanını ayrı makalelerde daha ayrıntılı olarak ele alacağız. Özellikle “Acele Kamulaştırma Nedir ve Karara Karşı Ne Yapılabilir?”, “Kamulaştırma Bedel Tespit ve Tescil Davası ve Bedelin Hesaplanması”, “Kamulaştırmasız El Atma Davası”, “Tarla ve Tarım Arazilerinde Kamulaştırma Bedeli Nasıl Hesaplanır?” ve “Kısmi Kamulaştırma ve İrtifak Hakkında Değer Kaybı” konularında yayımlanacak yazılarımızda ilgili mevzuat ve güncel yargı kararlarını ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
Av. Tuğberk Çömlekçi | Çömlekçi Hukuk
Edirne’de avukatlık faaliyetini sürdüren Av. Tuğberk Çömlekçi; kamulaştırma, taşınmaz ve gayrimenkul hukuku ile idare hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar başta olmak üzere çeşitli hukuk alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.



